XX. YÜZYIL BAŞLARINDA OSMANLI DEVLETİ VE DÜNYA
XX. yüzyılın başları, Osmanlı Devleti için bir dönüm noktası niteliğindeydi. İmparatorluk, bir yandan modernleşme çabalarını sürdürürken, diğer yandan siyasi, ekonomik ve toplumsal krizlerle boğuşuyordu. Bu dönem, aynı zamanda dünya tarihinde de büyük değişimlerin yaşandığı, emperyalizmin zirve yaptığı ve I. Dünya Savaşı gibi büyük bir felaketin patlak verdiği bir zaman dilimiydi.
1. Osmanlı Devleti'nin Genel Durumu (1900-1914)
XX. yüzyıla girerken Osmanlı Devleti, "Hasta Adam" olarak nitelendiriliyordu. II. Abdülhamit'in baskıcı yönetimi altında ülkede muhalif hareketler güçlenmeye başlamıştı. 1908 yılında İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin öncülüğünde II. Meşrutiyet ilan edildi ve sultana parlamenter sistem dayatıldı. Ancak bu dönem, iç karışıklıklar ve dış saldırılarla dolu bir süreç oldu.
1911-1912 Trablusgarp Savaşı'nda İtalya'ya karşı, 1912-1913 Balkan Savaşları'nda ise Balkan devletlerine karşı büyük toprak kayıpları yaşandı. Bu savaşlar sonucunda Osmanlı Devleti, Rumeli'deki topraklarının büyük kısmını kaybetti ve Avrupa'daki varlığı neredeyse sadece İstanbul ve çevresiyle sınırlı kaldı.
2. I. Dünya Savaşı ve Osmanlı Devleti (1914-1918)
I. Dünya Savaşı, 28 Haziran 1914'te Avusturya-Macaristan veliahtı Arşidük Franz Ferdinand'ın Saraybosna'da öldürülmesiyle başladı. Osmanlı Devleti, başlangıçta tarafsız kalmaya çalışsa da, İttihat ve Terakki liderlerinin Almanya'ya yakınlığı ve İtilaf Devletleri'nin (İngiltere, Fransa, Rusya) Osmanlı topraklarını paylaşma planları nedeniyle 2 Ağustos 1914'te Almanya ile gizli bir ittifak anlaşması imzaladı. Osmanlı'nın fiilen savaşa girişi ise, Alman gemileri Goeben ve Breslau'un (Osmanlı'da Yavuz ve Midilli adlarını aldılar) Karadeniz'de Rus limanlarını bombalamasıyla 29 Ekim 1914'te gerçekleşti.
Osmanlı Devleti, savaş boyunca Çanakkale, Kafkasya, Irak, Filistin-Suriye, Galiçya, Romanya ve Yemen-Hicaz cephelerinde savaştı. Özellikle Çanakkale Cephesi'nde kazanılan zafer, hem Osmanlı hem de dünya tarihi açısından büyük öneme sahipti. Ancak diğer cephelerde alınan yenilgiler ve ülke içindeki ekonomik sıkıntılar, Osmanlı Devleti'ni 30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi'ni imzalamaya zorladı.
3. Mondros Mütarekesi ve İşgaller
Mondros Mütarekesi, Osmanlı Devleti'nin fiilen sona erdiğinin belgesi niteliğindeydi. Mütarekenin 7. maddesi, İtilaf Devletleri'ne güvenliklerini tehdit edecek bir durumda herhangi bir stratejik noktayı işgal etme hakkı veriyordu. Bu madde bahane edilerek, İtilaf Devletleri Anadolu'yu işgale başladılar. İngilizler Musul, İskenderun, Antep, Urfa ve Maraş'ı; Fransızlar Adana ve çevresini; İtalyanlar Antalya ve çevresini işgal ettiler. Yunanistan ise 15 Mayıs 1919'da İzmir'i işgal etti ve işgali Batı Anadolu'ya doğru genişletmeye başladı.
4. Dünya Siyaseti ve Osmanlı
XX. yüzyıl başlarında dünya siyaseti, emperyalizm ve bloklaşma ekseninde şekilleniyordu. Avrupa'da Almanya'nın hızlı yükselişi, İngiltere ve Fransa'yı tedirgin ediyor, bu da devletler arasında silahlanma yarışına yol açıyordu. Rusya, Balkanlar ve Boğazlar üzerindeki emellerini gerçekleştirmek için fırsat kolluyordu. ABD ise Monroe Doktrini'ni aşarak dünya siyasetinde daha aktif rol oynamaya başlamıştı.
Osmanlı Devleti, bu karmaşık uluslararası ortamda varlığını sürdürmeye çalışıyordu. Ancak ekonomik bağımlılık, kapitülasyonlar ve Düyun-u Umumiye gibi kurumlar, devletin bağımsız politika üretmesini zorlaştırıyordu. Ayrıca milliyetçilik akımları, çok uluslu imparatorluk yapısını tehdit ediyordu.
Önemli Kavramlar ve Tanımlar
Devamını okumak için üye ol!
Ücretsiz kayıt olarak tüm konu anlatımlarına eriş.